Sünnet Kararınızı Bilerek Verin 2

İngiltere’de izinsiz bebek sünneti sonrası 3 kişi gözaltında

İngiltere’nin Nottingham kentinde 3 aylık bir bebek annesinden izinsiz sünnet edilince, 3 kişi gözaltına alındı. Anne, oğlunun haklarını korumak için 4 yıldır mücadele verdiğini söylüyor.

BBC’ye konuşan ve adının açıklanmasını istemeyen anne, Temmuz 2013’te oğlunun bezini açtığında bebeğini kan içinde bulduğunu belirtti.

Bebeğin Müslüman babaannesi ve dedesiyle kalırken sünnet edildiğini kaydeden anne, “Bezini açtım ve öyle sarsıldım ki odayı terk etmek zorunda kaldım. Berbattı, her yerinde kan vardı” dedi.

Anne, sünnetten bu yana oğlunun sürekli enfeksiyon geçirdiğini, penisinin şiştiğini ve acıdığını söyledi.

“Sanki yarım sünnet edilmiş gibi. Derinin yarısı hala orada tümüyle alınmamış. Şişiyor, kızarıyor ve bebeğimin canı yanıyor” diye konuştu.

Anne konuyu açtığı kişilerin de ona anlayışla yaklaşmadığını aktardı:

“İki polis memuruyla konuştuğumda ‘Benim kocam da sünnetli, bence daha iyi’ ya da ‘Bebekler göründüklerinden daha dayanıklı, onu daha sert yapar’ gibi saçma yorumlarda bulundular. Bu yürek parçalıyıcı. Milletvekillerine bile yazdım ama her seferinde duvara konuşuyormuşum gibi hissettim.”

Bebeğin annesi erkek ya da kız sünnetine karşı çıkan küresel bir harekete destek veriyor.

‘Adli vaka değil’ kararı

Anne ilk önce sosyal hizmetlere, 24 Kasım 2014’te ise Nottinghamshire polisine haber verdi.

Soruşturma açılmasının ardından olayın bir adli vaka olmadığına karar verildi, olay Genel Tıp Konseyi’ne taşındı.

Anne daha sonra Men Do Complain (Erkekler Şikayet Ediyor) isimli sünnet karşıtı aktivist gruba ve insan hakları avukatı Saimo Chalal’a başvurdu.

Chalal Nottinghamshire polisine bu konuda mektup yazdı.

İnsan hakları avukatı Saimo Chalal‘ın polise mektup yazmasının ardından soruşturma açıldı.

Avukat Chalal’ın mektubundan sonra polis 21 Haziran’da doktor olduğunu sanılan 61 yaşındaki bir adamı, 44 yaşındaki başka bir adamı ve 47 yaşındaki bir kadını yaralama şüphesiyle göz altına aldı.

Polis daha sonra şüphelileri serbest bıraktı ancak soruşturma sürüyor.

BCC Türkçe 29 Haziran 2017

Kaynak: http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-40442311

New York, Yahudilerin dini ritüellerinden olan sünneti yasaklamak istiyor. Sebebi ise virüs yayması.

Dini sünnet ayini sırasında iki bebeğin hayatını kaybetmesi üzerine tepkiler artmakta. New York’ta ayinin yasaklanması için girişimler olduğu öğrenildi.

Ortodoks Yahudiler tarafından yapılan, Brit milah adlı sünnet töreninde, sünnet için özel olarak eğitilmiş mohel adlı din adamları görev yapmakta. Yahudi erkek çocuklarına sekiz günlükken yapılan bu törende mohel, bebeğe bir Yahudi adı verildikten sonra bebeğin sünnet derisini alır ve üreme organından kan akıtır.

Fakat dini amaçla yapılan bu tören son yıllarda gerekli önlemlerin alınmaması dolayısı ile bebeklerde ciddi kan hastalıklarına yok açmakta. Bunlardan biri ve en yaygını olan herpes virüsünden dolayı Kasım 2000 Aralık 2011 arasında 11 bebek hayatını kaybetmişti. Son yaşanan 2 bebek ölümü de bardağı taşıran son nokta olmuş.

New York sağlık görevlileri gelişmeler üzerine, bebeğin sünnetinden önce aileden izin formu doldurulmasının istenmesi için girişimde bulundu. Fakat Ortodoks Yahudileri bu girişimi, dini özgürlüklerine müdahale olarak algılayarak protesto ediyor.

Yahudilerde sünnet geleneği, kanın hayat sıvısı olduğu ve hastalıklardan korunmak için akıtılmasının farz olduğu inancından kaynaklanıyor. Kutsal kitaba göre, Allah Hz. İbrahim’e erkeklerin sünnet edilmesini söyler ve gelenek bu şekilde Yahudi dinine yerleşir.

Fakat tıp aynı görüşte değil. Tıbbi kayıtlara göre son yüzyılda yapılan sünnet işlemleri hastalıkların yayılmasına sebep olmuş. New York’taki istatistikler ise, sağlık departmanının art arda gelen ölümlerden sonra araştırılması ile elde edilmiş. Eylül ayında Brooklyn’de yaşanan son bebek ölümü olayının soruşturması ise hala devam etmekte.

New York’ta, Haziran ayına kadar 20,500 bebeğin sünnet edildiği bildirildi. Fakat araştırma sonuçları korkutucu. 2006-2012 yılları arasında sünnet olan 100,000 bebeğin 24.4’ünde neonatal herpes (HSV-1) virüsüne rastlandığı açıklandı. NYC Sağlık Komisyonu başkanı Dr. Thomas Farley yaptığı açıklamada, yeni doğmuş bebeklere bu şekilde bir işlemin yapılmasının güvenli bir yolunun bulunmadığını belirtti.

07-10-2012 New York

Kaynak: http://www.turkishny.com/new-york/60-new-york/94353-yahudilerin-sunneti-virus-dagitiyor

Suzan – 10 Aralık 2017 – WordPress Yorumları

Ben bir anne olarak söylüyorum, bir bebeğimiz olduğunda onu her türlü tehlikeden koruyacağımıza dair kendimize söz veririz. Sünnet yaptırarak erkek çocuğumuzun cinsel organını geriye dönülmez şekilde değişime uğratıyoruz. Şu an henüz tartışmalı bu konu. Çocuklarımızı koruma görevimizi hatırlayalım,bırakalım onlar 18 yaşına gelince kararlarını kendileri versin. İsterlerse sünnet olsunlar. Bir bademcik ameliyatı olsun mu diye kaç doktor gezen daha basiti antibiyotik kullansın mı diye kafa yoran anne babalar hipnotize olmuş gibi çocuklarını sünnetçinin önüne koyabiliyor(sünnetçinin doktor olması hiç önemli değil). Sünnet konusunu sorgulamak bence lüks değil.Bütün toplumsal sorunlar bitsin de sıra buna gelsin diye bekleyemeyiz. Belki küçücük yaştayken erkeklerimize uyguladığımız şiddeti durdurabilirsek kadınlara uygulanan şiddet de azalır. Kadınlar çocuk yaşta psikolojik şiddet görebiliyor ama hiç değilse vücut bütünlüğünü koruyor.Fiziksel sakatlamaya uğramamış insan sünneti daha rahat sorgulayabilir. Anneler kendinizden yola çıkın size yapılsa ne hissedersiniz. Ben bu ve benzeri düşüncelerle kendi kararımı verdim. SÜNNETE HAYIR dedim. Sünnetsiz çocuk yetiştirmek o kadar da zor değil. Şimdiye kadar hiç ciddi bir sorunla karşılaşmadılar.

Kaynak: https://sunnetinzararlari.wordpress.com/2015/08/19/sunnet-cok-zararli-bir-operasyondur-ve-cocuk-haklarina-aykiridir/

 

13 Ağustos 2014 – BBC TÜRKÇE

Kenya’da ‘sünnet çeteleri’ korku saçıyor

Kenya’nın batısındaki Moi’s Bridge kasabasında bazı erkekler, kendi geleneklerinde olmamasına rağmen, farklı etnik gruplar tarfaından zorla sünnet edilecekleri korkusuyla kayıplara karıştı.

En az sekiz erkeğin “Bukusu” etnik grubuna mensup gençler tarafından zorla sünnet edilmesi, kasabada korku havası yarattı.

Bukusular, geleneksel sünnet törenlerini Ağustos’ta yapıyor. Sünnet, bu toplulukta “erkekliğe geçişi” simgeliyor.

Ancak kasabada sünnet geleneği olmayan farklı etnik gruplar da yaşıyor.

Moi’s Bridge’teki BBC muhabiri Odeo Sirari, kasabada erkeklerin sünnet edildiği Bukusu ve Kalenjin gruplarının çoğunlukta olduğunu belirtiyor.

Muhabirimiz, bu gruplara mensup gençlerin Turkana, Teso ve Luo kabilelerine mensup erkekleri yakalayarak zorla sünnet ettiklerini aktarıyor.

‘Ormanda uyuyoruz’

Bu gençlerin; yakaladıkları kişileri soyup, geleneklerine uygun olarak tüm vücutlarını çamura buladığı ve yol kenarında bazen, narkozsuz sünnet ettikleri söyleniyor.

Muhabirimiz, Bukusuların sünnetsiz erkekleri “korkak” ve “pis” olarak gördüklerini söylüyor. Buna göre sünnet geleneği olmayan toplumlar Bukusuları, kendi kültürlerini dayatmakla suçladıklarını söylüyor.

Zorla sünnet edilen bir fıstık satıcısı, yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Kasabaya gidiyordum. Yolda bir grup zorba, bana pusu kurdu. Bisikletimi aldılar ve beni sünnet ettiler. Ertesi gün polisler gelip beni hastaneye kaldırdı. İlaç kullanmadılar, sadece sargı bezi kullandılar.”

Peter Loituktuk adlı bir Turkana ise Bukusulardan korktukları için geceyi ormanda geçirdiklerini söyledi.

Kalenjin kabilesinin ileri gelenlerinden Wilson Sirma, bu olayların bölgede etnik gerilimi tırmandırmasından endişe edildiğini belirtti. Bu bölge, Kenya’da 2007’deki tartışmalı seçimlerden sonra başlayan etnik çatışmalardan uzak kalmıştı.

Kaynak: http://www.bbc.com/turkce/haberler/2014/08/140813_kenya_sunnet

Deutsche Welle Türkçe – 12.09.2012

Almanya’da sünnete karşı çıkan kuruluşlar, yasal düzenlemenin hemen yapılmaması, sünnetin tartışılması gerektiğini savunuyor.

Almanya’da yaşayan Müslüman ve Yahudilerin tepkisine yol açan sünnet kararı, aralarında Alman Çocuklara Yardım Derneği, Çocuk Doktorları Birliği, kadın hakları için mücadele eden Terre des Femmes gibi kuruluşlar tarafından memnuniyetle karşılandı. Sünneti “yaralama” olarak gören bu kuruluşlar, erkek çocukların sünnet edilmesine karşı çıkıyor. Bu kuruluşlar salı günü Berlin’de düzenlendikleri ortak basın toplantısında, Alman hükümetine çağrıda bulunarak, sünnete ilişkin belirsizliği gidermeyi hedefleyen yasanın çıkartılmasında acele edilmemesini talep etti. Sünnete ilişkin yasa tasarısını önümüzdeki haftalarda Alman Meclisi’nin gündemine gelmesi bekleniyor.

Sivil toplum örgütleri yasaya karşı

Terre des Femmes adlı derneğin başkanı Irmingard Schewe-Geringk, taleplerini şu sözlerle dile getirdi: “Toplumda geniş katılımlı tartışma yürütülmesi için farklı kesimlerin katılacağı yuvarlak masa toplantıları ve tasarının ertelenmesini talep ediyoruz. Çünkü şimdiye kadar çocukları için iyi bir şey yaptığını düşünen ebeveynleri, bunun çocukları için hiç de iyi bir şey olmadığı konusunda ikna etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Bu iki yıl içinde sağlanabilir. Bu konunun tartışılmasına olanak vermeyecek yasanın aceleyle çıkartılmasını engellemek istiyoruz.”

“Ebeveynler aydınlatılsın”

Bu çerçevede hazırlanan dilekçenin, Alman Meclisi’ne sunulması planlanıyor. Dilekçeyi, insan hakları için mücadele eden dernekler, doktor ve hâkimlerin kurduğu meslek örgütlerinin yanı sıra 300 civarında kişi imzaladı. Dinî özgürlüklere karşı olunmadığı vurgulanan dilekçede, sünnetin bedensel ve ruhsal sakıncaları olduğu ifade ediliyor. Düsseldorf Üniversite Hastanesi Psikosomatik Tıp ve Psikoterapi Enstitüsü Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Matthias Franz, sünnetin sakıncaları konusunda ebeveynlerin aydınlatılmasını talep ettiklerini belirtti.

“Ebeveynlerin çoğu bu sakıncalar konusunda bilgi sahibi değil. Ebeveynlere, sünnet derisinin gereksiz olduğu söyleniyor ama bu bir yalan. Acımadığı söyleniyor, bunun da doğru olmadığı kanıtlandı. Sünnetin uzun vadede olumsuz bir sonucunun olmayacağı söyleniyor, fakat bu iddia da büyük çaplı araştırmalarla çürütüldü. Bu olguların toplumun geniş kesimi tarafından artık idrak edilmesi gerektiğini düşünüyorum.”

Alman Çocuklara Yardım Derneği Başkanı Georg Ehrmann da, Müslüman ve Yahudilere sünnetin sakıncaları anlatılırsa, çocuklarını sünnet ettirmekten vazgeçebileceklerini savundu:

“Almanya’da 2000 yılına kadar ebeveynlerin çocuklarını dövmelerine izin veriliyordu. Ebeveynin çocuklarını döverek terbiye etmesi yasaldı. Ama bu yasal olmaktan çıktı. Veya kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi, eşitlik… Eski geleneklerden kaynaklanan bir durum, gelenek olduğu için daha iyi demek değil. İnsanlara burada neyin önemli olduğu anlatılırsa, tutumun değişmesi mümkün. Bence bir çok ebeveyn bu konuda bilinçli değil.”

Kaynak: https://www.dw.com/tr/s%C3%BCnnet-tart%C4%B1%C5%9Fmalar%C4%B1-s%C3%BCr%C3%BCyor/a-16235533

İzlanda’da ve Finlandiya’da çocukların sünnet edilmesini yasaklayan yasalar gündemde. İsveç’te ise sünnetin engellenmesi için eylem planı hazırlandı.

İzlanda’da 18 yaşından küçük erkek çocuklarının sünnet edilmelerini yasaklayan yasa tasarısı parlamentoda ele alınmayı beklerken Finlandiya’da da ‘Vatandaş İnisiyatifi’ kız çocukları ve kadınların sünnet edilmesini yasaklayan yeni bir yasa çıkarılması için topladığı 50 bin imzayı parlamentoya verdi. İsveç’te ise Sosyal Demokrat İşçi Partisi ve Çevre Partisi Yeşiller Hükümeti, kadın sünnetinin engellenmesi için ulusal bir eylem planı hazırladı.

‘ERKEK ÇOCUKLARIN SÜNNET EDİLMESİ DE YASAKLANSIN’

Özel bir yasa çıkarılması önerilerine destek veren Çocuk Ombudsmanı Tuomas Kurtilla, bir adım daha ileri giderek erkek çocukların sünnet edilmesinin de yasaklanmasını istiyor.

Hem kız hem de erkek çocuklara zarar veren kültürel geleneklere karşı çıkılması gerektiğini söyleyen Kurttila, tıbbi olarak gerekli görüldüğü durumların dışında sünnetin tamamen yasaklanmasından yana.

İZLANDA PARLAMENTOSUNUN DA GÜNDEMİNDE

İzlanda’da erkek çocukların sünnet edilmelerinin yasaklanması parlamentonun gündeminde. 2005 yılında çıkarılan bir yasayla kadın ve genç kızların sünnet edilmeleri yasaklandı. Bu yılın şubat ayında İlerleme Partisi, Halkın Partisi, Korsan Parti ve Yeşil Sol’dan 9 milletvekili, erkek çocukların sünnet edilmelerini yasaklayan bir yasa önerisini parlamentoya sundu.

Yasa tıbbi zorunluluklar haricinde 18 yaşından küçük erkek çocukları sünnet ettirenlerin 6 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasını öngörüyor.

01 Eylül 2018 – Evrensel Gazetesi

Kaynak : https://www.evrensel.net/haber/360399/iskandinav-ulkelerinde-sunnetin-yasaklanmasi-tartisiliyor

Danimarka ve Norveç yönetimleri 16 yaş altı çocuklar için sünneti yasaklamaya hazırlanıyor.

‘ÇOCUK SAĞLIĞI İÇİN TEHLİKELİ’

16 yaşına kadarki erkek çocuklar için sünneti yasaklama fikri aslında hekimlere ait. Danimarka Tabipler Birliği, geçtiğimiz kış aylarında, sünnetin çocukların sağlığı için tehlikeli olduğunu ve ‘sünnet edilenin bilgilendirilmesi ve izni’ gerektiğini açıkladı.

Açıklamada, “Erkek çocuğu 18’e bastığında, böyle ameliyata kendisi karar vermeli” dendi.

Komşu Norveç’te bu hikaye bir yıl önce başladı. Çocuk ombudsmanı Anne Lindboe, devlet radyosu NRK’ya açıklamasında, sünnetin hiçbir tıbbi gerekçesinin bulunmadığını belirterek, “Norveç’in tıp topluluğu net bir biçimde şunu ortaya koydu: bu süreç küçük erkek çocukları için çok acı verici” dedi.

Hükümet, sağlık uzmanlarına kulak verdi. 16 yaş altı çocuklar için sünnetin yasaklanmasını öngören tasarı parlamentoya sunuldu.

05.05.2018 – Sputnik News

Kaynak: https://tr.sputniknews.com/avrupa/201805051033314029-yahudi-musluman-avrupa/

Op. Dr. Oytun İdil (Cerrah) – 11.08.2018

Sünnet aslında halen tüm dünyada tartışılan bir cerrahi işlem. Ülkemizde dinen şart olmasa bile sosyal olarak şart olarak görülüp tüm erkek çocuklara yapılıyor. Diğer yanda aslında oldukça sorunlu bir cerrahi işlem. Sosyolojik açıdan, cinsel açıdan, insan hakları açısından, normal fizyoloji açısından çok sorunlu bir cerrahi işlem. Bunca tartışılması son derece doğal. Hem islam aleminde hem de musevilerde bu işleme karşı çıkan gruplar var. Bir kere sünnet derisinin bir fonksiyonu var; penis başının cildini dış etmenlerden koruyor. Böylece hassas ve ince bir cilde sahip olan penis başının hassasiyeti korunuyor. Zaten tüm canlılarda da sünnet derisinin fonksiyonu budur. Sünnet yapılıp, penis başı korumasız kalınca penis başı cildi dış etmenlerin etkisi ile kalınlaşıyor ve hassasiyeti azalıyor. Bir çok hasta yetişkin olunca bu durumu öğreniyor ve isyan ederek bize baş vuruyor. Ben, neredeyse anne babasına dava açmaya kalkacak kadar sinirli hastalar gördüm. “Ben çocukken, benim rızam olmadan böyle bir şeyi nasıl yaparlar! Bunun geri dönüşü de yokmuş üstelik!” diyor hastalar.. Aslında sünnet derisi yeniden yapılabiliyor ama penis başının hassasiyeti geri dönmüyor.

Kaynak: hastaokulu.com/sunnet.html

Haber Türk Gazetesi – 19 Kasım 2018 Pazartesi

Sünnetin olumsuz etkileri nelerdir?

Erkek çocuklarına küçük yaşta uygulanan sünnet, geleneksel ve dini sebeplerle gerçekleştiriliyor. Ancak bebekken yapıldığında bile sünnetin beyni kalıcı olarak etkilediğini gösteren çalışmalar mevcut.

Pasifik İleri Araştırmalar Enstitüsü Direktörü Paul D. Tinari, sünnet olan çocukların beyinlerinde meydana gelen değişiklikleri ve olası hasarları incelemek amacıyla bir dizi çalışma yürüttü. Sünnet travmasının beynin algı ve duygular ile ilgili bölgelerinde ciddi etkilere neden olduğu sonucuna varan çalışmalar, bazı otoriteler tarafından reddedilmekle kalmadı. Araştırmacılar, sonuçlarla ilgili tehditler aldıklarını ifade ediyor.

Paul D. Tinari, Kingston Hastanesi’nde Epidemiyoloji Bölümünde çalışan bir yüksek lisans öğrencisiyken, sünnet olan bebeklerin davranışlarını olumsuz etkileyen acı düzeyleri yaşadıklarını fark eden bir grup hemşirenin önerisi üzerine, konuyu araştırmaya karar verdi. Tinari, sünnetin kalıcı psikolojik hasara neden olduğu savını destekleyecek bazı bilimsel kanıtlar elde etmek amacıyla, sünnetin bebek beynindeki etkilerini gözlemlemek için fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme (fMRI) ve / veya Pozitron Emisyon Tomografi (PET) taraması önerdi.

Tinari ve çalışmaya katılan hemşireler, çalışmayı yapmak için bir araya gelip hazırlandılar. Hamile bir hemşire, oğlunun çalışmaya konu olması için gönüllü oldu. Hemşirenin kocası, sünnet prosedürünün uygulanması için yoğun bir baskı uyguluyordu ve hemşire de çalışmadan elde edilen bilgilerin erkek bebek sünnetinin tamamen ortadan kaldırılmasına yol açması umuduyla çalışmaya katılıyordu.

MRI beyin taramaları neler gösterdi?

Araştırmacılar, bebeği prosedüre uygun şekilde bağladılar ve standart cerrahi bant kullanarak bebeğin başını sabitlediler. Bebek üzerinde hiçbir anestezi ilacı kullanılmadı ve doktor, MRI aletlerini etkileyecek metal aletler kullanamayacağı için, işlemi steril plastik bir bıçak kullanarak gerçekleştirdi.

Ameliyattan önce bir süre, ameliyat sırasında ve sonrasında belirli süreler boyunca olmak üzere, bebeğin beyin aktiviteleri dikkatli bir şekilde gözlendi. MRG verilerinin analizi sonucunda, bebeğin ciddi travmaya maruz bırakıldığı sonucuna varıldı. Amigdala, frontal ve temporal loblarda yoğun değişiklikler meydana gelmişti.

Paul D. Tinari’nin çalışmasının sonuçlarını gören bir nörolog, sünnetin özellikle muhakeme, algı ve duygular ile ilgili kısımları etkilediğini ifade etti. Yapılan takip testlerinde, bir gün, bir hafta ve bir ay sonraki verilere bakıldı ve bebeğin beyninin hiçbir zaman ameliyattan önceki değerlere dönmediği anlaşıldı.

Medikal dünyada tepki çekti

Paul Tinari, “Açık tıbbi literatürde bulgularımızı yayınlamaya çalıştığımızda problemlerimiz başladı” diye açıklıyor. Çalışmaya katılan tüm araştırmacılar, Kingston Hastanesi’ndeki disiplin kurulu önünde onları ciddi şekilde azarlayarak, Kanada’da her koşulda erkek sünnetinin yasal olduğunu ve sünnetin olumsuz etkilerini araştırmanın kesinlikle yasak olduğunu belirttiler. Araştırma ekibinin çalışmalarının sonuçlarını yayınlamasına izin verilmedi ve dahası, sonuçlarının tümünü yok etmeye zorlandılar. Uymadıkları takdirde kendilerine verilecek ceza derhal işten çıkarılma ve yasal işlemlerin başlatılması olacaktı.

Şu anda aynı zamanda Pasifik İleri Araştırmalar Enstitüsü Direktörü olarak görev yapan Paul D. Tinari, araştırmaların daha derinlikle yapılması gerektiğini söylüyor. “fMRI veya PET tarama cihazlarına erişimi olan tüm meslektaşlarımı araştırmalar yapmaya teşvik etmek istiyorum. Araştırmamız tekrarlanmalı, sonuçları doğrulanmalı ve bu sonuçlar çok geçmeden tıbbi literatürde yayınlanmalıdır.”

hthayat.haberturk.com/anne-ve-cocuk/cocuk/haber/1066831-sunnetin-olumsuz-etkileri-nelerdir

Droit au Corps – Fransa

SÜNNET : Niçin karşı çıkmalı ?

Bebek için acı kaynağı

Sünnet aşırı derecede acı verir : Kullanılan ağrı kesici araç-gereçler acıyı ortadan kaldırmak için yeterli değildir ve acı günlerce sürebilir. Genel anestezi bu yaşta çok riskli olduğu için önerilmez.

Sünnet, hassas bir yaş olan bebeklikte çok önemli travmaya sebep olur. Bu travma, kişinin sinir sistemi ve kişisel gelişimi üzerinde uzun süreli hatta kalıcı olumsuz etkiler bırakabilir.

Psikolojik etkiler

a. Travma sonrası stres bozukluğu riski

b. Genç ve yetişkin bazı kişiler sünnete bağlı olarak olumsuz duygulara sahip olurlar : Kendisinden bir parça eksilmiş duyumu, kendisine daha az güvenme, başkalarını sorumlu tutma, öfke, depresif durum, penisin görünümüne bağlı utanma, v.b.

c. Çocuk yaşta yani kendi onayı alınmadan sünnet edilen bazı erkekler istismara ve tacize uğradıkları, sakat bırakıldıkları duygusunu taşımaktadırlar.

Sünnet derisinin kaybı

a. Sünnet derisi, deri, müköz tabaka, sinirler, kan damarları ve kas liflerinden oluşur.

b. Yetişkinlerde sünnet derisinin boyu : Penis derisinin %50’si, duyarlı dokunun %80’e varan bölümü ve 100 cm2’ye ulaşabilen bir penis yüzeyi.

c. Koruyucu fonksiyon : Sünnet derisi penis başını ve idrar deliğini korur, penis başının nemli kalmasını sağlar. Sünnet derisindeki yüksek kan dolaşımı fagosit hücreler taşır ve böylece enfeksiyonları önler.

d. Sünnet derisi penisin en temel duyarlı parçasıdır.

Dünya çapında harekete geçme

a. Yıl 1985, ABD’de NOCIRC Derneğinin kuruluşu, sünnet geleneğinin güçlü olduğu İsrail dahil dünyanın birçok ülkesinin bunu takip etmesi.

b. 2010 Yılından itibaren, başta sağlık sektörü olmak üzere, çocuklara dayatılan ve tedavi amaçlı olmayan sünnete karşı çıkan kuruluşların artması.

c. 2010 Yılından itibaren, kadınlarda cinsel mütilasyona karşı çıkan GAMS‐Belgique, Terre des femmes, Tabu e.V., Stratégies Concertées MGF gibi öncü kuruluşların erkek sünnetini de sorgulayan girişimleri.

Hukuki davalar

a. Doğrudan mağdurlar tarafından : Örnek ; bir Fransız, 2016 yılında yetişkin iken kendisini sünnet eden bir cerraha karşı açtığı davayı kazandı ve bu doktor 32’000 avro tazminat ödemeye mahkûm edildi.

b. Çocuğun yararını korumakla görevli sorumlular tarafından : (İsrail’de Elinor ve Chase davaları, ABD’de Boldt davası)

c. Almanya Köln Yüksek Mahkemesinin 2012 yılında verdiği karar : “Bir çocuğun vücudu kalıcı ve geri döndürülemez biçimde sünnet yoluyla değişikliğe uğratılmıştır […] Bu değişiklik, dini aidiyetini ileride kendisi kararlaştıracak olan çocuğun menfaatine aykırıdır”.

 

Daha fazla bilgi için :

Fransızca : https://www.droitaucorps.com/argumentaire-circoncision

Türkçe : https://www.droitaucorps.com/sunnet-arguman

Reklamlar